14 Temmuz 2010 Çarşamba

Var mı bilmeem

Bi ses var kulaklarımda
Burnumda bir koku
Ellerim yine yıllar öncesi kadar üşüyor
Gözlerimde yine aynı acı
Kulaklarımdaki ses giderek beynimi çınlatıyor
Bu koku sanki ölüm kadar uyku kokuyor
Ya da huzur ve ben ne olduğunu bilmediğimden emin olamıyorum
Ellerimde biliyor musun ki eldiven var
ve gördüklerim yıne ayrılık kokuyorlar
Sesin beynimden gitmek istemiyor
Çığlıklarımız gülüşlerimiz ve şakalarımız
Kokunu bu kadar iyi kazıdığımı bilmiyodum iliklerime kadar
Ellerin kaybolmuş belki de hiç ellerimle buluşmayan ellerin
ve bu gözlerimi yok etmek kör etmek istedim bi an için
Gidişini sırtını dönüp arkana bile bakmadan gidişini
Anlamsız sonu görmek zorunda mıyım yine
Bilmek istemiyorum delirmek istiyorum
Zihnimdekileri yok etmek huzuru bulmak,,,

Beklenmeyen Son

Küçükken oynayamadığım doktorculuğumsum
Gazete kağıdından para yapıp evimize getirenimsin
Hiç göremeyeceğim uzağımsın
Sen yaşayamadığım herşeyimsin
Acı olan eskiyen bunlar şimdi...
Sen rüyalarımdın şimdi güldüğün her rüya kabusum
Şimdi gözlerim kapalı rüzgarı dinliyorum
En büyük dostumdun ebedi düşmanımsın
Suç benim değil sen haklı çıkardın onları
Şimdi gülsünler umrumda da değil
Hissediyorum dünyaya söylemekte olduğun yalanları
Kimin umrunda
Yarınlarımı zavallılara dağıttım yarınlarımı
Sen benim en büyük haksızlığımsın
İçimi yakan sözlerin göz yaşlarımla aktı gitti
Şimdi gözlerim kapalı esiyor rüzgar karşımda gökyüzü var
Ve yer benden çok uzakta
Rüzgarı hissediyorum ve uçuyorum
Bittiyse herşey
Yani bittiyse tüm inandığım doğrular
ve bittiysem ben rüzgar benim ve uçuyorum...

13 Temmuz 2010 Salı

Yüzüne...

Senin yüzüne...

Bak hala aynı kitaptayım

Bıraktığın satırlarda

Üstüne şarkı yazamadım bir başkasına

Yazdırmadım da

Aldığın yani çaldığın kadar mutluğumu geri ver bana

Kitabın üstünde ağlar var

İçimde Titanikden kalma parça buzlar

Hiç bu kadar romantik olmamıştı dünya

Vaz geçişler ve kemikten vedalar

Yalanları içine almış dünyalar

İnanmak istemiyorum artık

Seni göbek deliğinden bağladılar

Kullanmak istemiyorum zihnimi

Radyomda senin çaldığın parçalar

Her ne kadar içimi acıtsalar da yok olacaklar

Soru İşareti

Küsüm ben sana belki inanamayacaksın ama bu defa şakadan da değil aferin sana,beni bile küstürdün ne mi yaptın dur anlatayım
Hani yokuş ortasındaydık bekliyorduk dostları biz dışında kimsenin bilmediği biz de yanımızdaydı ben sana sarılmak istedim birden beni ittin oysa ilk defa entrikasızdım ve masumca bi sarılmaktı bu,yavaş yavaş yokuşu inip gitmiştik söyleyecktim sana o gün her şeyi tüm ümitlerimi içimdekileri anlatacaktım...
Sonra dostları aldık vapurdan bi güzel eğlendik ve sen gözlerimin içine bakmıyordun galiba biraz da kızgındın sen kızdın diye ben susmalı mıydım verdiğim kararımdan caymalı mıydım tabiki de böyle birşey yapmadım yine senden vaz gecmeyi göze aldım ama benden vaz geçmeyi göze alamadım öylece durmuştun herkes gitmişti ve sokağın ortasında yine sadece biz ikimiz vardık tutamadım tutulası çenemi bikaç cümle döküldü dudaklarımdan sen arkana hiç dönmeden yürüyüp gittin hiç umursamadan işte o gün bana bir kelime bile söylemeden gittin ya sen küsmeden bana ben sana küsmüştüm yol uzundu ve bomboş baktım arkandan attığın her adım içime doğru yolculuğumu tetikliyordu ve köşeyi dönmeden önceki son adımın beni içimde yolculuk ederken içime hapsetti ve orada kaldım ama tek seninle doğru düzgün konuşuyorum ben sana anlatıyorum içimden derdimi bu dört duvarı o günden sonra hiç sevmedim ne vardı beni evimden buraya getirmenin ben heryerde susardım burda bana kafayı yemiş gözüyle bakıyolar ama hergün sen ziyaretime geliyorsun inanmıyorlar suskun bi teyze var karşımızda onu görüyorlar da seni neden göremiyorlar bu kadar küçüldün mü sen uzaklar da bu kadar aşağılarda mısın ki göremiyorlar galiba evet ama ben görüyorum seni uzaklardan gittiğin yokuştan gelişini hatta yokuş boyu giderken ettiğin o ağır hakaretleri yuttun tek tek ben de artık sana susmuyorum hatta tek sana konuşuyorum bu senfoninin son notasında bir bozukluk var ben bilemedim mutlu son bu ama neden eksik neden boşluk sana soruyorum??????????

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Kötü kedi ağlıyor

Bir kedi varmış kapını tırmalayan seni gece gece rahatsız eden ıslak hiçbir şeye benzemeyen bir kedi rüyanın en güzel yerinde namelerle mırıldanan nefret ettiğin nerden geldiği belli olmayan

ve bu kedinin içinde sana bağlı bir yüreği varmış bozgunlara uğramış sokak kedilerinin arasından kopup kapına gelir bu kedi her gece kapıyı açmanı ninni söylemek için bekleymiş saatlerce,en sonunda söylermiş ninnisini kendince sen uyu diye her gece,sonra sen uyanırmışsın;gözünün içine bakan bu kediye namkörlük bu ya terlik taş ya da eline geçen her neyse fırlatıp umursamayarak yaralarsın ve kedi gider yine ümitle kapını tırmalayacağını bile bile attıklarından kaçmak için değil ne olacak yine atsan yahu kafasına gelse ne olacak onun yarasından büyük yara açamazsın ya her gece istenmediğini bilen kedi yarası kapanmadan bir parça daha büyütüp ertesi gün yaralarını sarman ümidiyle yine kopup gelirmiş sokakların arasından ve yine sen görmezmişsin yolda seni takip edip sevmeni bekler ama sevmezmişsin bi de nispet gibi allı pullu kedileri sevmezmiydin al yine kanıyor yaralar fazla fazla oluk gibi kediler de ağlar bilmezsin ki ama gelip ağlasam sana yine terlik atacak kovacaksın ben gözünün içine bakacağım yokuşunun başında sen yine lanet okuyacaksın ben ninnimi bitirmeden yine dönüp gideceğim ama ümit işte

ve yıllar sonra...

kapının önünde bir kedi uyuyakalmış yaşlanmış yıpranmış yorgun ve lanet okuduğun kedi sen oradan bakıp oh bea geberecek naralarından kurtulacağım hesabını yaparken o çoktan kapının önünde ağlamaktan çapaklanan gözleri ve yaşlanmış ölmüş bedenini göreceksin ve bilmeyeceksin hiç,rahatlamış hissedeceksin ve bir daha kapını tırmalayan ardından göz yaşı ve naralar döken kediciği bulamayacaksın
bir gün yaşlanacaksın ve hatırlayacaksın belki o zaman anlayacaksın naralarının sebebini ve kendini suçlayacaksın belki ağlayacaksın ama sakınnn,o kedi senin uğruna boş yere göz yaşların aksın diye ölmedi...

Var da siliniyor

Ben 1520 lerden kalmayım
Bilimsel,sanatsal ve teknolojik geride yani
yani o kadar cahil
ama bi o kadar da aşk benim için eski ve taze hala
Felsefem aristodan kalma
Benim dediğim doğrudur
Başka felsefeci de yok gibi ortada pek fazla
ama yavaş yavaş günümüze yakalşıyorum
ve hayatımdaki güzel olasılığını yok ediyorum
kendimden uzaklaşıyor duygusuzlaştırılıyorum
Şimdi tam olarak şimdi ölmek istiyorum
Farkımı geri istiyorum bi makineden,değirmenden
Peki nereye gitti farkım?
İşte uçurum
peki niye çekemiyorum ayaklarımı
ggazzdan,
aaa fren neredee?
Ah unutmuşum koymayı hayalime
Uçan gemili araba yapmayı hayal etmişim
Güzel de uçurmuşum da
Nerede bu fren şimdi?
Aman neyse
Zaten hiç basasım yoktu
Şimdi düşüp ağlamak zorundayım
eh olsun o kadar da
iki gün ağlarım sonra
Gülerim yaptıklarıma
hatıraların büyüklüğü kalır...